
About this episode
Bir adamın ölüm meleğiyle yaptığı bir pazarlık hikayesini anlatan bir bölüm.
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zaman zaman içinde; orta yaşlarda bir adam ile kendi yaşına, boyuna boyuna, huyuna huyuna, suyuna suyuna uygun bir eşi varmış. Ağrısız başı, kaygısız işi varmış. Gül gibi geçinip giderlermiş. Böyle giderlerken, günlerden bir gün o huzurlu evlerine aniden bir karabasan çöküvermiş. Adamın ocağına sanki incir ağacı dikilmiş. Adama ölüm meleği çıkagelmiş: “Senin bu dünyadaki ömrün bitti. Canını almaya geldim.” demiş. Adam bir anda ne yapacağını şaşırmış. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Bir an bocalamış, sonra kendine gelmiş. Ölüm meleğine demiş ki: “Etme, eyleme! Ben daha gencim, bu dünyadan murat almadım. Oğlan evermedim, kız çıkarmadım. Onların mürüvvetlerini görmedim. Sen bana nasıl kıyıp da canımı alırsın?” Ölüm meleği: “Bu yazı böyle yazılmış. Ben ne yapabilirim ki? Benim elimden bir şey gelmez. Alırım senin canını, benim görevim bu.” demiş. Adam ne kadar yalvarsa da nafile. Bilir ama can bu… Yine de bir faydası olur diye bir teklif sunmuş ölüm meleğine: “Ben kendi canımın yerine bir can bulayım, onu al; benim canımı alma.” Ölüm meleği canı alacaktır ama adam yalvarıp yakarmış. Sonunda ölüm meleği…
Topics covered
- aşk
- hikaye
- ölüm
Keywords
- karabasan
- can
- Allah
Mentioned in this episode
Places: Kabul
More episodes of Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi
- Selâm Ya Mehmet Baba · April 15, 2026 · 7 min
- Bahri Cemâlinden Hak görünür Hak · April 11, 2026 · 4 min
- Ah Bu Gönül Aynasından · March 31, 2026 · 6 min
- Gözün Aydın · March 7, 2026 · 3 min
- Gözün Aydın · March 5, 2026 · 3 min
- Var · February 13, 2026 · 4 min
Explore listener stats, chart rankings, contacts and more on the Mehmet Baba'nın Gül Bahçesi podcast page.